GÜVEN DUYGUSU

Güven Duygusu Ve Tanıklık Üzerine ..

“.. Bir çocuk ilk kez yürümeye başlarken onda yürüyebileceğine ilişkin muazzam bir güven vardır. Ona hiç kimse öğretmemiştir, o sadece diğer insanları yürürken görmüştür, hepsi bu.

Ancak o nasıl olup da “yürüyebileceğim” sonucuna varmışdır ?

GUVEN

O küçüktür. İnsanlar çok büyüktür, kendisine kıyasla devdirler. Ve o ne zaman ayağa kalksa düştüğünü bilir. Ama yine de dener. Güven doğuştan gelir. O yaşamının her hücresinin içindedir.

Çocuk dener ve pek çok kez düşecektir; o yeniden ve yeniden ve yeniden deneyecektir. Bir gün güven galip gelir ve o yürümeye başlar. Eğer nefesini izlersen derin bir güven katmanın, yaşama karşı ince bir güvenin farkına varacaksın. Hiçbir şüphe, hiçbir çekingenlik yok. Eğer yürürsen ve uyanık bir şekilde yürürsen yavaş yavaş yürümediğini fark edeceksin, sen “yürütülüyorsun”.

Senin hareket etmediğin, yaşamın senin aracılığınla hareket ettiği çok zor fark edilen bir histir.

Senin karnın açken eğer farkındaysan sen değil, senin içinde yaşam açlık hissediyordur.

Daha çok uyanık hale gelmek sana ait olarak adlandırabileceğin yegane şeyin “tanıklık” olduğu gerçeğinin bilincine varmanı sağlar. Her şey evrene aittir; yalnızca tanıklık sana aittir. Ancak sen tanıklığın farkına vardığında, “ben” olma fikri dahi kaybolacaktır.  O da sana ait değildir. O da karanlığın parçasıydı, etrafında birikmiş olan bulanıklığın parçasıydı. Gökyüzü açıkken ve bulutlar kaybolmuşken ve güneş parlarken,

“ben” olma fikrinin olasılığı yoktur. O halde basitçe tanıklık vardır; hiçbir şey sana ait değildir.

Bu tanıklık yolculuğun amacıdır.”

 

Bir Cevap Yazın