AKŞAM GAZETESİ

Bağımlılık kader değil, çare var!

 aksam gazetesi

25 Ağustos 2013 Pazar

Geçtiğimiz hafta 19 yaşındaki Barışcan Akhan’ın uyuşturucudan ölümü, gazetelerde birkaç satır haber oldu… Satır arasında kaybolup giden daha çok Barışcan olmasın diye çalışan AYBUDER’i (Ayık Yaşamla Buluşma Derneği) ziyaret ettik. Kurucusu ve danışmanlarının hepsi eski bağımlı. Gelenler “O başardı ben de başarabilirim” diyor ve başarıyor…

GİZEM COŞKUNARDA / gizem.coskunarda@aksam.com.tr

19 yaşındaki Barışcan Akhan, geçtiğimiz hafta evinde ölü bulundu. 4 arkadaşıyla birlikte uyuşturucu hap, alkol aldığı ve buna bağlı olarak geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybettiği söyleniyor. Barışcan’dan bir hafta önce de iki ayrı ölüm haberi daha vardı gazetelerde…
Herkesin korktuğu eroinin yerini ‘bonzai’ denen kimyasal aldı. Gençler, ölüm riski çok yüksek olan bu kimyasala internetten bir ‘tık’la ulaşıyor.
Birçok ilde bulunan AMATEM’ler hasta sayısına yetişemiyor. Ancak ülkemizde bir eksik daha var; rehabilitasyon merkezimiz yok. Hastanelerde çeşitli ilaçlarla, bağımlılığın fiziki emareleri temizlense de sonrasında psikolojik destek sağlanamıyor… Avrupa ve Amerika’da ise bu sistem farklı çalışıyor. Uyuşturucu bağımlıları, tedavinin yanı sıra ‘rehabilitasyonla’ düşünce sistemini değiştirip kişisel gelişim seminerleriyle yeni hayatlarına hazırlıyor.
AYIK YAŞAMLA BULUŞMANIN YOLU
Türkiye’de bunu yapan daha doğrusu yapmaya çalışan bir yer olduğunu öğrendim; AYBUDER (Ayık Yaşamla Buluşma Derneği). Burada Avrupa’daki gibi ‘12 Program’ adlı bir rehabilitasyon sistemi uygulanıyor. Bağımlılar kendileri gibi birçok bağımlıyla birlikte kalarak düşünce sistemlerini değiştiriyorlar. Mümkün olup olmayacağını görmek istedim ve AYBUDER’in kapısını çaldım. Burada kalanların Yavuz Hoca dediği, Yavuz Tufan Koçak karşıladı beni. Denizyıldızlarım dediği 16-25 yaş arası 7 genç vardı. Ortalık toparlanıyordu, onlar da yeni uyanmıştı. Toplantı salonlarına geçtik. Bir kişi hemen çay koyarken diğeri benimle sohbete koyuldu. Bense etrafta bağımlı arıyordum. Gözleri ışıl ışıl parlayan, iletişim kurmaktan çekinmeyen, fiziki olarak gayet sağlıklı görünen bu gençlerin ‘hasta’ olduklarını düşünmedim.
Bir masanın etrafında oturduk. Herkes önce kendini tanıttı ve hiç çekinmeden “Ben bir madde bağımlısıyım” dedi. Kendileriyle çoktan barışmışlar ve kişisel gelişim süreçlerini tamamlıyorlar. 6 aydır hiçbir şey kullanmayanı da henüz 3 haftadır orada olanı da var. Onlar anlattı, ben dinledim. Çok da soru sormama gerek yoktu; çünkü hepsi açık yüreklilikle anlattı! Uyuşturucuya neden ve nasıl başladırlar? Kurtulmak için neler yaptılar? Şimdi ne yapıyorlar? Bunlardan hiç çekinmeden bahsettiler çünkü bir bağımlının daha onların sesini duyup kurtulabilmesini her şeyden çok istiyorlar…
O ARTIK BİR DANIŞMAN
Yavuz Tufan Koçak AYBUDER Başkanı&Bağımlılık Danışmanı 54 yaşında ve 43 yaşında ayıldı…
Eski alkol ve madde bağımlısı. Bu uğurda maddi ve manevi her şeyini kaybetti. Evliliği, çocukları, işi, tüm mal varlığı ve manevi olarak inandığı ne varsa… Bir gün evi olan sokaklarda yine izmarit toplamaya çıktığı sırada başlayan yağmur, son nokta oldu. Ve ‘ayılma’ya başladı! Şimdi, dünyayı ‘ayık’ bir zihinle yeniden deneyimleyen Yavuz Tufan Koçak, artık ‘Bağımlılık Danışmanı’. Deneyimlerini eğitimlerle destekledi ve bağımlıların Yavuz Hoca’sı oldu. Ama sadece danışman sıfatıyla değil, onların dilini anlayan bir abi, baba, sırdaş en önemlisi kader yoldaşı, çıkış yolu oldu. 2012 yılında da kendi yerini açtı. Adına ‘Yaşam Atölyesi’ dedi, bağımlılıktan kurtulmak isteyen herkese kapılarını açtı. Yavuz Tufan Koçak, elinde avucunda bulunan her şeyi, yetmediği yerde borçlanarak, madde bağımlısı hayatlara harcıyor. İstanbul Küçükçekmece’deki 3 odalı atölyelerinde birlikte yaşıyorlar. Ama imkânları yettiği kadar; belli sayıda bağımlının barınma ihtiyacını karşılayabiliyor. Küçücük ama güven veren atölyelerinde, en ağır eroin bağımlılarını bile tek bir ilaç kullanmadan sadece sevgi ve anlayışla maddeye esir olmaktan kurtarıyor; hayata kazandırıyor. Üstelik onları da yanında aynı amaçla yetiştirip, daha çok hayata el uzatıyor. Bu mucizevi geri dönüşü ise tek bir cümleyle özetliyor: “Bağımlılık kader değil, çare var!”
BİR ANNENİN FERYADI!
Ben oradayken, oğlu bağımlı olan ve çare bulmak için AYBUDER’e gelen bir anneye rastladım. Yavuz Hoca’yla görüştü önce; sonra Uğur Hoca’ya derdini anlattı uzun uzun… İzin isteyip dinledim konuşmalarını. Oğlunu götürmediği hastane kalmamış ama sonuç alamamış. Bir türlü uyuşturucu batağından çıkaramamış evladını. Hem ağladı, hem anlattı. Zaman zaman “Biz nerede hata yaptık?” diye kendini sorguladı. Derneği gördü ve oradaki gençlerle konuşunca bir umut doğdu içine… Oğlunu da ikna edip en azından görmesi için AYBUDER’e getirmek üzere evine döndü. Umarım o da kurtulacak ve hayatına sıfırdan başlayacak!
AYBUDER İLETİŞİM BİLGİLERİ
0 212 424 13 84-85
0 536 782 99 81
(www.ayikyasamdabulusalim.com)

BAĞIMLI OLDUĞUMUN FARKINDA DEĞİLDİM 

Adım Seyyide, 29 yaşındayım (AYBUDER Genel Sekreteri&Bağımlılık Danışmanı). Ortaokul sonrası kullandığım anti-depresanlarla başladı bağımlılığım. Zorlu bir ergenlik geçiriyordum. Derken uzun bir süre hiç bir şey kullanmadım ve muhafazakâr bir sürece girdim. Aslında bir arayış içindeydim, kendimi arıyordum. Üniversite 2. sınıfta esrarla tanıştım. Hâlbuki çok karşıydım uyuşturucuya. Ama öyle bir ortamda, öyle bir şekilde sunuldu ki reddedemedim. Hayatımda eksik olan parçayı bulduğumu zannettim. “Ottur, günahı yoktur” diyerek esrarın bir zararı olmayacağını kendime kabul ettirmiştim. 2010’a kadar böyle devam ettim. “Kimyasal hayatta kullanmam” diyordum ama ona da alıştım. O dönem ‘bonzai’ çıkmıştı. Çok doğal bir şey gibi geliyordu ama aslında çok ağır bir sentetik. Benim kullandığım dönemde yurtdışından siparişle gelebiliyordu… Daha sonra Yavuz Hoca’yla tanıştım. Eskişehir’de çalıştığım firmaya danışman olarak gelmişti. Aslında kendim için değil, bir arkadaşım için konuşmak istemiştim.  Çünkü bağımlılığımın farkında değildim. Hoca bana “Sen kimsin?” diye sordu. 3 saniye durdum ve o, miladım oldu. Düşündüm; hakikaten ben kimdim? Ailemin yanında farklı, arkadaşımın yanında farklı biriyim; torbacıma farklı, patronuma farklı biriyim. Özde galiba gerçek sıkıntı buydu. Burada yaptığımıza ‘kendini bulma programı’ diyorum. Buraya bir bağımlı geliyor ve diğer arkadaşlarımız ona “Ben yaptım sen de başarabilirsin” dediğinde, o kişi, başarabileceğini görüyor. Madde bulmak için harcadığı çabanın yüzde 1’ini burada sarf ederse zaten kurtuluyor.

BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ DEDİM!

Ben Uğur Okur 26 yaşındayım. (AYBUDER Halkla İlişkiler Sorumlusu) 11 yıllık bağımlılık sürecim var. 11 yaşında bali ve tinerle başlayarak üç yılımı böyle geçirdim. Sonra ailem öğrendi. Erzurumluyum. Ailem çok dindardır. Aralarında benim gibi dövmeli ya da façalı insan yok. ‘Ben neden böyle oldum’ sorusuna gelirsek…Ailemin istediği yaşam tarzına ayak uydurmadığımda şiddet gördüm. Erzurum’da ben öldürmedim ama bir cinayet olayına karıştım. 17 yaşındaydım. Bursa’ya, akrabalarımın yanına gönderdiler. Kaçtım. İnternet kafelerde, orada burada gezdim ve sonra iş buldum. Neredeyse herkes uyuşturucu kullanıyordu. Tam da benim aradığım ortamdı aslında… Yalnızdım; bazı zorluklar yaşıyordum. Kimyasala çok karşıydım. Askere gitmeden önce bir kereden bir şey olmaz diye ‘hap’ denedim. Kaçmak istediğim birçok duygumdan kurtulduğumu zannediyordum. Derken bu defa hap bağımlısı oldum. Bağımlı diğer bağımlıyı çeker Askerden döndüğümde de birkaç gün kullanmadım ama daha fazla dayanamadım. Bir gün yeniden düşeceğimi biliyordum. Tekrar başladım ve içmediğim gün yoktu. İlk başlarda ben onu araç olarak kullanıyordum, bir dönem geldi ki ben artık onun aracı olmuştum. Çalışamaz hale geldim. Bir hayat kadınına âşık oldum. Ailem kabul etmedi. Ben de tüm ailemi sildim. Kız arkadaşım uyuşturucumu temin ediyordu; 7/24 beraberdik, bir yıl boyunca böyle bir hayat yaşadım. İyice psikolojim bozuldu. İntihar girişimlerinde bulundum, ölmek istedim, olmadı. Ailem, Yavuz Hoca’yı görmüş televizyonda. Geldiğimde buradaki herkesin benim gibi olduğunu fark ettim. Herkes beni anlıyordu. Kapıda, pencerede kilit yoktu, hastane gibi değildi. Altı aydır buradayım ve tedavi gördüm; artık temizim, buradaki arkadaşlara danışmanlık yapıyorum. Buraya gelen ailelerle yüzleştikten sonra onların acısını gördükten sonra kendi aileme neler yaşattığımı anladım. Bunu misyon edindim kendime ve bağımlı olan herkese yardımcı olabilmek istiyorum. Ailemle barıştım. İlk özür mesajını haklı haksız aramadan ben attım. Bundan sonra da güzel bir hayat yaşayacağım…

ARTIK NORMAL HAYATA KATILABİLİYORUM

Adım Çağdaş; 21 yaşındayım. Lise yıllarında esrar içmeye başladım. Çevremde kullananlar vardı, merak ettim. Baktım, içimdeki eksikliği tamamladı, o ortamlarda kendimi bir şey sandım. Bağımlılığı yoktur, her gün içmezsem de bağımlılık yapmaz diye düşündüm ama devamında hapla tanıştım. Kimyasal olduğu için kişiliğimi bozmaya başladı. Çok geçmeden eroinle tanıştım ama eroin olduğunu bilmiyordum. Bana ‘peynir’ demişlerdi. Kahverengiye dönük, kremsi bir rengi var; farklı bir şey sandım. Birkaç kez kullandım. Yoksunluk hisleri oluşmaya başladı. Arkadaşımda da böyle olunca sorgulamaya başladık. Araştırdık, bize veren insana sorduk. “Bu böyle bir şey” dedi, yaratacağı hastalık filan onun umurunda değil tabii. Bir yerden sonra eroini hayata dönebilmek için kullanmak zorunda kalıyorsun. Yataktan çıkman ve o ağrıları kesmen lazım. Eklem ağrıların oluyor, konuşamıyorsun bile. Aileme söyleyemedim, verecekleri tepkiden korktum. Bataklığa düştüğümü anlatamıyordum. Bir akşam kullandıktan sonra, cesaretle halama anlattım. Hastaneyle görüştüler ama üç ay sonraya sıra verdiler. Hasta çok, yer az. Özel bir hastaneye yattım ama oradaki günlerimi hayal meyal hatırlıyorum. O kadar çok uyuşturdular ki beni, hafızam kayıp gibi. Çıkınca yeniden içine düştüm. Sonra annem Yavuz Hoca’yı görmüş televizyonda, geldik görüştük. Aklımda kalmak yoktu açıkçası. Buradaki arkadaşları görüp onlarla konuşunca, karar verdim. Bir aydır buradayım, ben de temizim. Kimse beni zorlamıyor, her şeyi kendi isteğimle yapıyorum. Dışarıdaki hayatın içine de giriyoruz, bir hafta önce tatile gittik hep beraber. Şükürler olsun ki bugünlere gelebildim.

 

AYILDIKTAN SONRA ÜNİVERSİTEYİ KAZANDIM

Adım Kahraman, 17 yaşındayım. 8 yaşında alkolle başladım. Babam alkolikti onunla birlikte içiyordum. Pek dışarı çıkmadığım için bilgisayarla çok haşır neşir durumdaydım. Araştırmaya başladım; kendi uyuşturucumu kendim yapıyordum. En son geldiğim nokta metamfetamin yapmaktı! Annem Yavuz Hoca’yı bulmuş, ben pek niyetli değildim. Hocamın bana değer verdiğini hissettim ve fikrim değişti. O dönem okulum da devam ediyordu. Hafta sonları burada kalıp hafta içi okula devam ediyordum. Okul bitince de hep burada kalmaya başladım. Burada düşünce sistemimi değiştirdim. Maddelere ihtiyacım olmadan da aradığımı bulacağımı bana gösterdi Yavuz Hoca. 8 zayıfla sınıf bitirmeye çalışan bir insanken ayıldıktan sonra üniversiteyi kazandım. Yüzde 50 bursluyum; yüzde 50 bursa daha ihtiyacım var okula gidebilmek için. Hocam da bana yardımcı olacak, burs verecek kişiler arıyor sağ olsun.

HASTANELER HAPİSANE GİBİ

Adım Serhat. Hap bağımlısıyım. 16 yaşındayım, Bursalıyım. Bir yılbaşı gecesi esrarla başladım. Arkadaşlarım içiyor ama ben uzak duruyordum. Çünkü çok sert bir babam vardı, çekiniyordum.  Yılbaşı gecesi 4 arkadaştık; her gün içmeye başladım. İki yıl esrarla devam ettim. İki yıl sonra hap içenlere özenmeye başladım. Çok merak ettim. Babam cezaevine girdi. Boşlukta kaldım. Annem de karışamadı bana. Hapı da denedim. Çok kötü durumlara geldim. İki kere devlet, bir kere özel hastaneye yattım. İlk seferinde ‘ölüm suratı’ vardı, yüzümde. 45 kiloydum. Tenim bembeyazdı, dudaklarım yara içindeydi, gözaltlarım çökmüştü. Bir hafta sonunda kendimi kestim; attırdım hastaneden. Kanımı temizliyorlar yolluyorlar. İşe yaramadı. Sonra ailem burayı buldu. Gördüğümde hastane gibi olmadığını anladım. Hastane ortamı girdiğin anda insanı krize sokabiliyor, hapishane gibi. Burada kitap okuyor, toplantılar yapıyoruz. Birbirimizin dertlerini dinliyoruz. Bir buçuk aydır buradayım, hiçbir şey kullanmıyorum. Burada ilaç yok, mutluluk var; kedim bile var.

BABAMDAN GÖREMEDİĞİM İLGİYİ SOKAKTA ARADIM

Adım Hakan, 19 yaşındayım. 10 yıllık madde bağımlısıyım. Babamdan hep dayak yedim. Kullanmaya başladığımda 11 yaşındaydım ve babam burnumu kırdı. Ama kullandığımı öğrendiği için değil, eve geç gittiğim için… Babamdan göremediğim sevgiyi dışarıda buldum. Doğup büyüdüğüm semtte uyuşturucu çoktu. Oradaki insanların bana değer verdiğini düşünüyordum. Ben de varım diyordum. Ailem, sekiz yıl boyunca kullandığımı fark etmedi. Hep bir yalan uydurabildim. Babam öğrendiğinde yine şiddet gördüm ve bu durum beni uyuşturucuya daha çok itti. Sonra hırsızlık yapmaya başladım. Evden çaldım, telefonumu sattım. En son babamın dükkânının kasasını patlattım. 18 yaşıma girdiğimde, evlenirsem düzeleceğimi düşündü ailem; ben de inandım. Herkesle kavga ediyordum. Beşinci ayda da evlilik bitti. Bırakamayacağımı kabul etmiştim. İşyerinden bir abim, bana burayı önerdi. Hastane gibi olsaydı kapıyı vurup gidecektim. Ama kalmaya karar verdim. Ortaokulu zor bitiren biri olarak, kitap okumaya başladım. Eğitim seminerlerine katıldım, sertifikalar aldım. Buraya gelenlere yardım etmeye, danışmanlık yapmaya başladım. Uyuşturucu kullanmadan da var olabileceğimi gördüm.

BİR KÂĞIT PARÇASIYLA HAYATIM DEĞİŞTİ 

Adım Cihan Savaş; 25 yaşındayım. (AYBUDER Başkan Yardımcısı) Beni bağımlılığa iten annem ve babam arasındaki iletişim bozukluğu oldu. Onların arasındaki bu durum, bilinçaltıma yerleşti. 6 yaşındaydım, boşandılar. Babam alkolikti, kendine rakı sofrası kurar, derdini oraya anlatırdı. Ne bana, “Neyin var?” diye sorar ne de ben sorduğumda anlatırdı. 12 yaşında bir bardak birayla başladım. Babamın yaptığını yaptım. Yetmedi, iki bardak oldu, derken esrar oldu, hap oldu. Süreç çok hızlı geçti. Okulu bitirdim, çalışmaya başladım. Daha çok uyuşturucu kullanmaya başladım. Babamın vermediği değeri, dışarıda arkadaşlarım veriyordu. Babam öldükten sonra askere gittim. Döndükten sonra da eroinle tanıştım. Ama ben de eroin olduğunu anlamadım. Üç ay boyunca her gün içtim. Bu öyle bir bataktır ki içine çektikçe çeker seni. Çıkmaya çalışıyorsun ama daha çok batıyorsun. Hastalıklarını yaşamaya başladığımda eroin olduğunu öğrendim. İğne yapan arkadaşlarım vardı. “Bu ne pisliktir!” diyordum ama dediğim noktaya ben de düştüm. O andan sonra işler çığırından çıktı. Çalışıyordum ama bir zamandan sonra vücudum buna el vermez hale geldi. Önce evdeki eşyaları satmaya başladım, oturduğum çekyata kadar satıp sokaklarda yatmaya başladım. Bir sene sürdü sokak hayatım. Bir gün köprünün üzerinde bulduğum bir broşür beni buraya getirdi. Yavuz Hoca açtı kapıyı, o kadar samimiydi ki çok şaşırdım, muhabbet etmeye başladık. O günden sonra gelip gitmeye başladım. Ve ben de artık uzun süredir burada diğer bağımlılara rehberlik yapıyorum.

http://www.aksam.com.tr/ekler/pazar/bagimlilik-kader-degil-care-var/haber-238265

Bir Cevap Yazın